2012 11.Sınıf Coğrafya Kitabı Tüm Cevapları 4 (SAYFA:94-95-96-97-98-99-100-103-107-108-113-117-118-120-124-125-129-130)



Ekleyen: DersTurkce.COM | Okunma Sayısı: 3691

SAYFA 94’DEKİ ETKİNLİK

SORU-1-İklim ve yer şekilleri ile hayvancılığın dağılışı arasındaki ilişkiyi tartışınız.

Yer şekillerinin engebeli olduğu yerlerde daha çok hayvancılık faaliyeti ön plana çıkmıştır. Çünkü engebeli ve eğimli yüzeylerin bulunduğu araziler diğer ekonomik faaliyetlere uygun değildir. Hayvancılık faaliyetlerin yoğunlaştığı yerler öncelikle tarıma uygun olmayan arazilerdir.

İklim şartları tarıma uygun olmayan yerlerde hayvancılık faaliyeti ön plana çıkmaktadır. Sıcaklıkların çok yüksek ve çok düşük olduğu yerler ile yağışların çok düşük olduğu sahalarda hayvancılık daha çok ön plana çıkmaktadır. 

Bir yerdeki hayvan varlığı ve türü oranın öncelikle bitki örtüsüne bağlıdır. Bitki örtüsü ise oranın iklim şartlarına bağlıdır. 


HAYVANCILIK

Türleri
Faydalanma alanı
Yoğunlaştığı yerler

Büyükbaş Hayvancılık

Sığır, Manda, Deve, At, Eşek, Katır
Et, Süt, Deri, Güçleri
Kuzeydoğu Anadolu (Erzurum-Kars Bölümü, Doğu Karadeniz Bölümü)


Küçükbaş Hayvancılık

Koyun, Kıl keçisi, Tiftik keçisi
Dericilik, Yün, Et, Süt
Doğu Anadolu’nun doğusu, İç Anadolu platoları


SAYFA 95/1’DEKİ ETKİNLİK

Aşağıdaki tabloda ülkemizde büyükbaş ve küçükbaş hayvancılığı etkileyen faktörler verilerek bu faktörlerden bir tanesi açıklanmıştır.Sizde diğer faktörlerin etkisini boşluklara yazınız.

Büyükbaş ve Küçükbaş

Hayvancılığı Etkileyen

Faktörler
Bu Faktörler Hayvancılığı Nasıl Etkiler?

Yer şekilleri
Büyükbaş hayvanlar hareket kabiliyeti düşük olduğu için engebeli arazilerde yetişmezken, küçükbaş hayvanlar özellikle keçiler eğimli engebeli arazilerde daha kolay yetişmektedir. 

İklim ve Bitki örtüsü
Kış mevsiminin uzun ve soğuk geçtiği yerlerde soğuğa dayanıklı türler (uzun tüylü, büyük kuyruklu) yetişirken, sıcaklıkların yüksek olduğu yerlerde ince tüylü ve küçük kuyruklu koyunlar yetişmektedir.

Bitki örtüsünün gür olduğu yerlerde daha fazla gelir getirdiği için büyükbaş hayvanlar yetiştirilirken, cılız otlaklarda küçükbaş hayvanlar yetiştirilir. Cılız otlaklar büyükbaş hayvanlar için uygun değildir çünkü cılız otlar büyükbaş hayvanlar için doyurucu ve ağız yapılarına uygun değildir. 

Hayvan soylarının ıslahı
Islah edilmiş kültür ırk hayvanlar ıslah edilmemiş hayvanlara göre çok daha fazla et ve süt verimliğine sahiptir. Hayvancılığı geliştirmek için verimliliği yüksek hayvan türlerini yaygınlaştırmak yerli ırkları ıslah etmek gerekir.

Otlakların ıslahı
Türkiye de mera hayvancılığı ön plandadır. Otlaklarımız aşarı ve yanlış otlatma nedeniyle verimsizleşmiştir. Hayvancılığı geliştirmek iç in otlaklarımızın ıslah edilerek iyileştirilmesi gerekir.

Yem üretiminin artırılması
İyi beslenen hayvanlardan elde edilen ürünler fazladır. Bunun için ucuz ve bol yem üretimi sağlanırsa hayvancılık olumlu yönde gelişme gösterecektir.

Üreticiye teşvik verilmesi
Hayvancılıkla uğraşacaklara verilecek uzun va**** ve düşük faizli krediler hayvancılığı yaygınlaştırarak gelişmesini sağlayacaktır.

Pazarlama
Hayvancılıktan elde edilen ürünler değeri üzerinde satılırsa faaliyet gelişir. Üretilen ürünler maliyetinin altında satılırsa faaliyet zarar ederek işletmeler kapanır, hayvancılık geriler.

Ahır hayvancılığının geliştirilmesi
Mera hayvancılığının verimi ve getirisi düşüktür. Daha çok ürün için ahır hayvancılığının gelişmesi için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Ahır hayvancılığında hayvanlar kontrol altında olduğu için ürünler daha sağlıklı ve çoktur.

SAYFA 95/2’DEKİ ETKİNLİK
SORU-1-İpek böcekçiliğinin yapıldığı illeri söyleyiniz.

En çok Bilecik olmak üzere, Bursa, Adapazarı, Antalya, Diyarbakır, Balıkesir, Ankara, Eskişehir illerimizde yapılmaktadır.


SORU-2-İpek Böcekçiliği üretiminde yıllara göre meydana gelen değişimi inceleyerek bu değişimin sebeplerini açıklayınız.

İpek böcekçiliğinden elde edilen doğal ipek çok pahalıdır. Sanayide ipeğe benzen suni iplik yapımı nedeniyle doğal ipeğe olan talep azalmış böylece ipek böcekçiliği gittikçe önemini kaybetmiştir. Yani ipek böcekçiliği suni ipek üretimi ile rekabet edememiştir.

SAYFA 96/1’DEKİ ETKİNLİK
SORU-1-Arıcılığın Türkiye üzerinde dağılımda etkili olan faktörleri söyleyiniz.

Bitki örtüsü temel etkendir. Çiçekli bitkilerin ve çam ağaçlarının zengin olduğu yerler arıcılığın geliştiği yerlerdir. Arıcılıktan elde edilen balın kalitesi arının beslendiği bitki örtüsüne göre değişir. Bunun yanında bazı yörelerde arazi tarıma uygun olmadığı için arıcılık bir geçim kaynağı halini almıştır.

SORU-2-Arı kovanı ve bal üretiminde meydana gelen değişim ile bu değişimin sebeplerini tartışınız.

Ülkemizde kovan sayısı düzenli bir şekilde artmıştır. Ama bal üretimindeki artış kovan sayısına göre oldukça fazla bunun sebebi modern kovanlarda üretime geçiş ve iyi tür arıların yetiştirilmesi ve modern arıcılığın gün geçtikte gelişmesidir. Arıcılık faaliyeti insanlara sunduğu imkanlar sayesinde her geçen gün daha da yaygınlaşmaktadır.

SAYFA 97’DEKİ ETKİNLİK
Sığır:10 milyon civarındaki üretimiyle fazla değişim göstermemektedir. Miktarını koruyan tek hayvancılık koludur. Getirisinin çok oluşu varlığını korumasını sağlamıştır. Özellikle ahır hayvancılığında sığır yetiştirilmesi önemini korumasını sağlamıştır.

Koyun:1990’lara kadar sürekli artış göstermiş ancak sonrasında miktarı sürekli azalmaktadır. Otlakların verimsizleşmesi, insanlara sunduğu gelir azlığı koyun yetiştiriciliğini azaltmaktadır.

Keçi:1950 lerden sonra miktarı sürekli azalış göstermektedir. Özellikle ormanlık sahalarda yetişen keçiler, ormanlara zarar vermesinden dolayı ormanlık alanlarda yetiştirilmesi yasaklanınca sayısında önemli düşüşler olmuştur.

Diğerleri: 1950 lerden sonra miktarı sürekli azalmaktadır. Daha çok gücünden yararlanılan hayvanlardır. Tarımda ve ulaşımda makine kullanımı bu hayvanlara verilen önemi azaltmış ve sayıları gittikçe düşmüştür


SAYFA 98’DEKİ ETKİNLİK




SAYFA 99’DAKİ ETKİNLİK

Maden kaynakları bakımından zengin ülkeler, ekonomik kalkınma için büyük avantaja sahiptirler. Madenler ülkelerin hammadde ihtiyacını daha ucuz ve kolay karşılama yanında çok sayıda insana iş imkanı vermesi ile de büyük katkılar sağlar. Her yerdeki maden ekonomik olarak işletmeye açılamaz. Özellikle ulaşım kolaylığı ve büyük miktarda enerji yanında teknik imkanların da olması gerekir. Çıkarılan maddenler imalat sanayinin gelişmesini sağlar. Böylece ülke ekonomik olarak büyümeye başlar. İşletmeye açılan madenler büyük oranda göç alarak kısa zamanda büyüyerek büyük bir şehir halini alabilir. Batman bu durumun en güzel örneğidir.

SAYFA 100’DEKİ ETKİNLİK

TÜRKİYE MADEN HARİTASININ DEĞERLENDİRİLMESİ

1-Türkiye’de madenlerin yoğunlaştığı yerler: Ege Bölgesi, Güney Marmara Bölümü, Yukarı Fırat Bölümü, Doğu Karadeniz Bölümü

2-Türkiye de en yaygın madenler: Manganez, Bakır, Linyit, Krom, Demirdir. 
Sebebi; 
1-Ülkemizin dağ oluşumu hareketlerinden fazla etkilenmesi,
2-Dağ oluşumu hareketleri sonucunda başkalaşım ve volkanizma hareketlerine yaygın olarak uğramasıdır. 
Söz gelimi demir, krom, çinko, bakır ve kurşun oluşumu bu tür yer hareketleri ile ilgilidir.

3-Türkiye Maden haritası ile Fiziki harita karşılaştırıldığında; Marmara Bölgesi, Ege Bölgesi, İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu madenleri daha kolay işletilebilir. 

Sebebi:Yer şekillerinin engebesiz oluşu.Dağlık ve engebeli arazilerdeki madenlerin işletilmesi zordur. İşletme maliyeti çok yüksek olacağından ekonomik olmaz.

4-Pazara yakınlık ve Ulaşım: Sanayi merkezlerine yakınlık ve ulaşım kolaylığı madenlerin üretim maliyetini azaltacağı için; Marmara ve Ege bölgelerindeki madenler daha ekonomik olarak değerlendirilebilir.
SAYFA 103’DEKİ ETKİNLİK

GRAFİĞİN YORUMLANMASI

1- Grafikteki üç madeninde çıkarılma miktarları istikrarsızdır.

2- 1998 toplam çıkarımın en fazla olduğu yıldır.

3- 2002 toplam çıkarımın en az olduğu yıldır.

4- En çok çıkarılan maden Demirdir.

5- En az çıkarılan maden Kromdur.

6- Genel olarak üç madeninde üretimi gittikçe azalmaktadır.


SAYFA 107’DEKİ ETKİNLİK

TÜRKİYE MADEN İHRACAT VE İTHALAT TABLOLARININ KARŞILAŞTIRILMASI

1-Taş Kömürü İthalatı: Türkiye Taş Kömürü çıkarımının iç ihtiyacı karşılayamadığını gösterir.Yine ülke içi kullanımının fazla olması ithalatta etkilidir.

2-Bazı madenlerin ithal edilmemesinin sebebi: Kendi üretimimizin ihtiyacımızı karşılayabildiğini, ya da alınmayan madenin Türkiyede kullanım alanının olmadığını gösterir.

3-Linyitin az ihraç edilmesinin sebebi: Kalorisi düşük, kalitesiz olması.

4-Bakırın hem ihraç hem de ithal ürünü olması: ihracatta ham bakır ön planda, ithalatta bakırdan yapılan yarı işlenmiş ürünler yer almaktadır. Bu durum bakırın hem ihracat hem de ithalat ürünü yapmaktadır.



TÜRKİYEDE MADENLER
MADEN: Yer kabuğunda bulunan insanlar için ekonomik değer taşıyan katı,sıvı veya gaz halindeki her türlü maddeye maden denir.
Anadolu’da Madenciliğin Tarihçesi
Yapılan arkeolojik çalışmalar, Anadolu’da madenciliğin M.Ö.7000 yıllarına kadar uzandığını ve buradaki uygarlıkların gelişmesinde önemli bir rol oynadığını ortaya koymuştur. Yer yüzünün ilk yerleşilen karalarından biri olarak Anadolu’da, madene dayalı yüksek uygarlıklar kurulmuştur. Madeni çok önceleri tanıyıp kullanan Orta Asya kökenli Türkler, Anadolu’ya gelip yerleştikçe madene dayalı uygarlık daha da gelişmiştir.
Madenlerin Genel Özellikleri

Madenler, doğada ender olarak saf halde bulunur. Yer altında “filiz” adı verilen bileşimler halinde çıkarılan ham madenler, işlenerek ve yabancı maddelerden ayıklanarak (rafine edilerek) saf metal haline getirildikten sonra kullanıma sunulur. Maden filizleri, tabakalar arasında “damarlar” yada “yataklar” halinde bulunur.
Madenlerin İşletimesini Etkileyen Faktörler nelerdir
Madenlerin işletmeye açılabilmesi için belli şartları taşıması gerekir.
1-Tenör: Bunların başında maden cevheri içindeki metal oranının “bu orana tenor denir.” Yüksek olması gelir. Bulunan ya da bulunacak olan maden Yatağındaki maden; Metal oranı bakımından yeteri kadar zengin değilse,
o maden işletilemez.

2-Rezerv: İşletmeye açılacak yerdeki maden cevherinin Rezervi (yedeği) yeterli olmalıdır. Yedeği (rezervi) az ve çabuk bitebilecek durumdaysa, o maden işletmeye açılamaz.
3-Ulaşım: Cevheri çıkarma ve işlenecek yere nakletme çok pahalıya mal oluyorsa, o maden işletilemez.
4-Sermaye: Madenlerin aranması, bulunan madenlerin çırarılması ve taşınması gibi çalışmalar büyük miktarda para gerektirir. Gerekli sermaye olmadan madenler işletilemez. Günümüzde gerikalmış ülkelerin madenlerini gelişmiş ülkelerin işletmesinin temel nedeni sermayedir.
5-Teknik İmkanlar : Madenlerin işletilmesi için gerekli araç-gereçler ile teknik personeldir. Madencilik konusunda uzman insanlar olmadan bir maden işletilemez.
Türkiyenin Maden Zenginliği konusu
Türkiye Dünya da maden yatakları bakımından şanslı ülkeler arasında yer alır. Dünyada üretilen 50′yi aşkın maden çeşidi için yapılan değerlendirmede Türkiye, 29 çeşit ile Dünyada ilk 10 ülke arasında yer almaktadır. Bunun başlıca nedeni;
1-Ülkemizin dağ oluşumu hareketlerinden fazla etkilenmesi,
2-Dağ oluşumu hareketleri sonucunda başkalaşım ve volkanizma hareketlerine yaygın olarak uğramasıdır.
Söz gelimi demir, krom, çinko, bakır ve kurşun oluşumu bu tür yer hareketleri ile ilgilidir. Fakat, bazı maden rezervlerimiz çok zengin değildir. Bu nedenle maden çeşidi bakımından ilk sıralarda yer alan ülkemiz, Dünya maden pazarındaki payı açısından gerilerde bulunmaktadır. Bunun bir nedeni, Türkiye’nin yer yüzünün ilk yerleşilen karalarından biri olması ve maden yataklarının bir bölümünün çok eskiden beri işletilmesidir. Ayrıca Türkiye’nin bulunduğu arazi ,değişik jeolojik devirlerde oluşmuş ve çok sayıda yer hareketlerine uğramıştır. Başka bir deyişle Türkiye’nin jeolojik yapısı oldukça karmaşıktır. Bu durum maden yataklarının çeşitliliğini sağlarken; öte yandan maden aranmasında ve bulunan maden yataklarının işletilmesinde çeşitli güçlüklere neden olmaktadır.
Ülkemizdeki maden rezervinin zengin olmamasının temel nedeni ise Türkiye’nin bulunduğu arazinin jeolojik yapısının zengin maden
yataklarının oluşumuna elverişli yapıda olmamasıdır.
Cumhuriyetten önceki dönemde, maden üretiminin tamamına yakını yabancı şirketlerin elindeydi. Cumhuriyetin ilk yıllarında madenlerimiz yabancılardan alınarak millileştirilmiştir. Atatürk, milli sanayinin kurulması ve gelişmesinin maden arama ve işletmeye sıkı sıkıya bağlı olduğunu belirtmiş ve madenciliğe özel bir önem vermiştir. Çünkü gelişen milli sanayi artan ham madde ve enerji ihtiyacının karşılanması ancak madenciliğin geliştirilmesi ve yeni enerji kaynaklarının sağlanmasıylamümkün olur.

Türkiye de Madencilik alanında ilk sistemli ve geniş ölçülü araştırma 1935 yılında Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü (MTA) nün kurulması ile başlamıştır. Bundan sonra bir çok yeraltı kaynağımız işletmeye açılmıştır. Türkiye madenleri ile ilgili büyük bir kuruluşta Eti banktır. Cumhuriyet döneminde, bulunan madenlerin işletilmesi görevi Eti bank’a verilmiştir.
Bugün Türkiye’de madenciliğin önemi gittikçe artmakta ve madenden faydalanma yaygınlaşmaktadır. Madenciliğimizin gelişme yoluna girilmiştir.
Türkiyede Başlıca Madenler

DEMİR:
Demir, insan oğlunun bildiği en eski madenlerden biridir. Günümüzde de ağır sanayinin ana metali demirdir. Demirin çok geniş bir alanının olması,ona büyük bir önem kazanmıştır
Yurdumuzun bir çok yerinde demir yatakları olmakla birlikte bunların önemli bir bölümü işletilmeye elverişli değildir. Türkiye’de iki ana demir madeni havzası bulunmaktadır. Bunlardan biri Sivas – Malatya arasındadır. Bu bölümün önemli yatakları Divriği, Hekimhan ve Hasan çelebi’dedir. Demir – çelik sanayimizin ihtiyacının önemli bir bölümünün yüksek verimli olan bu yataklar karşılar. Buradan çıkarılan ham cevher, demir yoluyla Samsun’a oradan da gemilerle Ereğli’ye taşınır. İkinci havza, Kayseri’den Adana ve Kahraman Maraş’a uzanmaktadır. Bu bölümün önemli yatakları da Mansurlu ve Karamadazı’dır. Bu iki havzanın dışında; Bitlis, Sakarya, Eskişehir ve Balıkesir yörelerinde de demir cevheri yatakları vardır.
Bakır:
İnsanların çok eskiden beri bilip kullandığı madenlerden biride bakırdır. Günümüzde, elektronik ve elektroteknik sanayinde uçak, motor ve ev aletleri yapımı başta olmak üzere bir çok sanayi dalında yaygın olarak kullanılan bir madendir.

Ülkemizde bakır yatakları genellikle çinko ve kurşun yatakları ile birlikte bulunur.
Bakır, Türkiye’nin bir çok yerinde bulunmakla birlikte, işletilen önemli yataklar iki yörededir. bunlar; Murgul (Artvin) ile Küre (Kastamonu) dedir. Bakır yataklarının en yaygın olduğu bölüm, Dogu Karadeniz’dir. Murgul dışında; maden köy (Rize), Körü başı, Lahanos, Asarcık (Giresun), Kutlular ve Alaca dağ (Trabzon) da da bakır yatakları vardır. Yurdumuzda bunlar dışındaki bakır yatakları, Koyu Hisar (Sivas) ile Maden köy (Siirt) dedir. Maden (Elezıg) deki bakır yatakları, çok eskiden buyana işletildiği için ekonomik değerini yitirmiş ve kapatılmıştır.
Türkiye’de çıkarılan bakır, iç tüketime yetmediğinden her yıl, bir miktar bakır ithal edilmektedir.

Krom:
Krom; sert, çok iyi cilalanabilen ve paslanmayan bir maden olduğu için, madeni eşya yapımında büyük önem taşır. Bu maden, çeliğin sertleştirilmesinde ve paslanmayı önlemek için çelik eşyaların kaplanmasında kullanılır.
Türkiye, 19. yüzyılın başlarına kadar dünya krom üretiminin yarısından çoğunu gerçekleştiriyordu. Fakat Rusya federasyonu, Güney Afrika Hindistan ve Küba’da yüksek nitelikli krom yataklarının bulunmasıyla Türkiye eski üstünlüğünü kaybetmiştir. Bununla birlikte yurdumuz, dünyanın sayılı krom üreticileri arasında yer almaya devam etmektedir.
Türkiye’de krom yatakları oldukça yaygın ve dağınıktır. Öyle ki yurdumuzda bilinen krom yataklarının sayısı 700′ü geçmektedir. Bu yatakların toplandığı ana yöreler şunlardır
• Guleman – Elazığ,
• Fethiye – Köyceğiz – Denizli,
• Bursa – Eskişehir,
• Kop Dağı (Doğu Karadeniz),
• İskender – İslahiye – Kahraman Maraş,
• Kayseri – Adana – İçel,
Ülkemizde, ferro – krom tesislerinin yetersizliği nedeniyle üretilen kromun önemli bir bölümü ham olarak ihraç edilmektedir. Kromun kullanım alanının yaygın oluşu nedeniyle Türkiye’de üretilen krom, dış piyasada her zaman alıcı bulmaktadır. Son yıllarda krom üretimi sürekli
artış göstermiştir.

Boksit:
Boksit, alüminyumun ham maddesidir. Çok hafif olduğu için uçak sanayide, otomobil, ev eşyası, elektrik malzemesi yapımında kullanılır. Başlıca boksit yatakları; Seydişehir (Konya), Akseki (Antalya), İslahiye (Gaziantep) ve Milas’tadır. Boksit yatakları içinde en önemlisi Seydişehir’dekidir. Seydişehir alüminyum fabrikasının ihtiyacını karşılayan yataklar, Suğla gölünün batısındaki giden gelmez dağlarının eteklerindedir.
Alüminyumun elde edilmesi esnasında, çok yüksek miktarda elektrik enerjisi tüketilir. Bu nedenle elektrik enerjisinin ucuza mal edildiği (Su güçünden elektrik elde edilen) ülkelerde, alüminyum sanayi daha çok gelişmiştir. Seydişehir alüminyum fabrikasının elektrik gereksiniminin karşılamak amacı ile Oyma pınar Barajı ve Hidro elektrik Santrali yapılmıştır.
Bor Mineralleri:
Bor mineralleri, sanayide sayısız denecek kadar çok çeşitli işlerde kullanılmaktadır. Bor minerallerinden elde edilen boraks ve asit borik; özellikle nükleer alanda, jet ve roket yakıtı, sabun, deterjan, lehim, fotoğrafçılık, tekstil boyaları, cam elyafı ve kağıt sanayinde kullanılmaktadır. Bor mineralleri, dünyanın sayılı bir kaç ülkesinde bulunur. Bunlar içinde yedekleriyle en zengin ülke, Türkiye’dir. Ancak üretimin ve ihracatın sınırlı olması nedeniyle bu maden, yurt ekonomisinde önemli bir yer tutmaktadır.
Başlıca bor yatakları; Kütahya, Eskişehir ve Balıkesir’dedir. Bor minerallerini işletmek için Bandırma ve Kütahya Kırka’da tesisler kurulmuştur.
Kükürt:
Kükürt; kimya, lastik ve boya sanayinde, barut ve gübre yapımında, zirai mücadelede kullanılır. Kükürdün bağcılıkta önemli bir yeri vardır. Asmaların ve sebzelerin yapraklarında üreyen bakteriler, kükürtlü bileşiklerle yok edilir.
Türkiye’de önemli kükürt yatakları Keçi borlu (Isparta) dadır, Son yıllarda, ekonomik olmadığı için buradaki üretim durdurulmuştur.
Zımpara Taşı:
Zımpara taşı; hassa optik araçların merceklerinin parlatılmasında, zımpara kağıdı ve özel çimento yapımında kullanılır. Taşları ve madenleri cilalamak için de toz halindeki zımpara taşından yararlanılır. Ayrıca zımpara, bileği taşı olarak da kullanılır.
Başta Tire olmak üzere İzmir’in bir çok ilçesinde, Akça alan (Manisa) yöresinde, Söke, Karacasu (Aydın) Yatağan, Milas civarında ve Denizlinin Tavas ile Buldan ilçelerinde zımpara taşı yatakları vardır. Üretimin büyük bir bölümü ihraç edilmektedir.
Barit:
Baritin kullanım alanı oldukça geniştir. Boya, deri, kimya, şeker, cam, kauçuk sanayilerinde ve ilaç yapımında kullanılır. Petrol aramalarında da sondaj kuyularını ve duvarlarını sabitleştirmede çok işe yarar.
Türkiye, barit rezervlerinin zenginliği bakımından dünyada ilk sıralarda yer alır. Türkiye’deki üretimin büyük bir bölümü; Alanya, Gazipaşa (Antalya) ile Köprü başı – Dereli (Giresun) ve Beyşehir (Konya) yörelerindeki yataklardan sağlanmaktadır.
Tuz:
Tuz, günlük ihtiyaçların yanı sıra; dericilik, konservecilik, zeytincilik ile kimya ve tekstil sanayinde kullanılmaktadır. Kara yollarında kar ve buzla mücadelede de tuzdan yararlanılır.

Türkiye’nin tuz ihtiyacı; Denizlerden, göllerden, kaya ve kaynak tuzlarından karşılanmaktadır.
Son 15 yılda, göl tuzlarındaki tuz üretimi, hızla artarak 3 katına çıkmıştır. Şuanda ülkemizdeki tuz üretiminin yaklaşık üç de ikisi göl tuzlarından elde edilmektedir. Ülkemizdeki en büyük göl tuzları Tuz gölünde yer almaktadır. Bunun dışında Konya – Karapınar ve Kayseri’de de göl tuzları bulunmaktadır.
Ülkemizdeki deniz tuzlarının en önemlisi İzmir’deki cam altı tuzlasıdır. Türkiye’nin yıllık tuz üretiminin dörtte birinden fazlasını burası sağlamaktadır. Ayrıca; İstanbul (Tuzla) Edirne (Tekke göl) ve Adana (Akdeniz) tuzlarından da tuz elde edilmektedir.
Türkiye, kaya tuzu kaynakları bakımından çok zengindir. Kaya tuzu yataklarının başlıcaları; Çankırı, Kars, (Kağızman) Iğdır (Tuzluca) Nevşehir (Gül şehir ve tuz köy) Yozgat (Yerköy ve sekili) ve Erzurum (Oltu) illerindendir.
Yer altı sularının, tuz alanlarından geçerek kaynak şeklinde ortaya çıkmasıyla oluşan kaynak tuzları da tuz üretiminde önemli yer tutar. Türkiye’de 40 civarında kaynak tuzlasının tuz elde edilmektedir.

Diğer madenler:
Türkiye’de yukarıda açıklanan başlıca madenler dışında çok sayıda maden işletilmektedir. Manganez, antimon, civa, volfram, asbest, nikel, flüorit, fosfat, manyezit, kurşun ve çinko bunların başlıcalarıdır

Kurşun ve cinko: Genelde bakır yatakları ile birlikte bulunur. Başlıcaları: Ak dağ madeni (Yozgat), Cam ardı (Niğde), Koyulhisar (Sivas) Yenice (Çanakkale) ve köprübaşı (Trabzon)’ın dadır.
Antimon: Kurşunla karıştırılarak cephane ve batarya yapımında kullanılır. Yüksek verimli antimon yatakları: Niğde, Tokat ve Ödemiş’tedir.
Civa: Akışkan haldeki tek madendir. Eczacılıkta ve elektrik araçlarının
yapımında kullanılır. Türkiye’nin başlıca civa yatakları; İzmir, Konya, Uşak, Niğde ve Balıkesir yörelerindedir. Ekonomik olmadıkları için üretimleri durdurulmuştur.
Volfram: Kaliteli çelik ve yüksek sıcaklığa dayanıklı boya yapımında, elektrik ve elektronik sanayilerinde kullanılan çok önemli bir madendir. En önemli volfram (Tungsten) yatağı, Uludağ’dadır. Ekonomik değeri olmadığı için, son 10 yıldır üretim yapılmamaktadır.
Amyant: (asbest) lif halindedir. Tıpkı pamuk yada yün gibi eğrilerek iplik haline getirilebilir, kumaş biçiminde dokunabilir, dövülerek keçeleştirilebilir. Asbest bezi; firen balatalarında, debriyaj kaplamalarında, ateşe dayanıklı elbise ve iş eldivenleri ile sıcak malzeme taşıyan bantların yapımında kullanılır. Erzincan ve Hayat’ta zengin asbest yatakları vardır.
Gümüş: Kütahya’daki Gümüş köyde üretilmektedir. Keban ve
Gümüşhane’deki yataklar, çok eskiden buyana işletildiği için ekonomik değerini yitirmiş ve kapatılmıştır.
Nikel: Daha çok kaplamacılıkta (Nikelaj) kullanılan nikel cevherinin, en zengin yatakları Manisa’dadır.
Flüorit: Maden, cam, kimya, seramik ve optik sanayinde kullanılan flüorit; daha çok Karaman (Kırşehir) Şefaatli (Yozgat) Ovacık (Kütahya) ve Beyli kahırda (Eskişehir) bulunmaktadır.
Fosfat: Mardin, Adıyaman, Hatay, Bingöl, Bitlis yörelerinde bulunan fosfat; özellikle Suni gübre yapımında çok gerekli bir ham maddedir. Manyezit: Yatakları; Karaca ören (Kütahya) Mihallıçık (Eskişehir) Çayırbağ Yunak (Konya) ve çayırlı (Erzincan) da bulunmaktadır.
Metalik Olmayan Maden
Yurdumuzda ayrıca metalik olmayan maden yatakları da vardır. Bunların başlıcaları; mermer, kil, kaolin, kireç taşı, lüle taşı ve oltu taşıdır.
Mermer: Çoğunlukla yapı malzemesi olarak kullanılır. Afyon, Bursa, Marmara adası, Bandırma ve Gemlik, kaliteli mermer yataklarıyla ünlüdür. Bunlar dışında, yurdumuzun hemen her yerinde zengin mermer yatakları vardır.

Kaolin: Arı kil olan kaolin; çini, porselen ve seramik yapımında ve elektrik yalıtım malzemesi olarak kullanılır.
Kil: Kilden çömlek, tuğla vb. yapılır.
Lüle taşı: Süs eşyası, ağızlık, pipo vb. yapımında kullanılan lüle taşı, en çok Eskişehir’de çıkarılır ve işlenir.
Oltu taşı: Erzurum’un Oltu ilçesinde çıkarılan siyah renkli Oltu taşından, tespih başta olmak üzere, çeşitli takı ve süs eşyaları yapılır.
Madenler etkinlik
ETKİNLİK:1
Maden kaynakları bakımından zengin ülkeler, ekonomik kalkınma için büyük avantaja sahiptirler. Madenler ülkelerin hammadde ihtiyacını daha ucuz ve kolay karşılama yanında çok sayıda insana iş imkanı vermesi ile de büyük katkılar sağlar. Her yerdeki maden ekonomik olarak işletmeye açılamaz. Özellikle ulaşım kolaylığı ve büyük miktarda enerji yanında teknik imkanların da olması gerekir. Çıkarılan maddenler imalat sanayiinin gelişmesini sağlar. Böylece ülke okonomik olarak büyümeye başlar. İşletmeye açılan madenler büyük oranda göç alarak kısa zamanda büyüyerek büyük bir şehir halini alabilir. Batman bu durumun en güzel örneğidir.
ETKİNLİK:2

 
TÜRKİYE MADEN HARİTASININ DEĞERLENDİRİLMESİ


1-Türkiye’de madenlerin yoğunlaştığı yerler: Ege Bölgesi, Güney Marmara Bölümü, Yukarı Fırat Bölümü, Doğu Karadeniz Bölümü
2-Türkiye de en yaygın madenler: Manganez, Bakın, Linyit, Krom, Demirdir. Sebebi;Türkiye’nin Orojenik (Dağ Oluşumu) hareketleri sonucu başkalaşım ve volkanizma olaylarına yaygın olarak uğramasıdır.
3-Türkiye Maden haritası ile Fiziki harita karşılaştırıldığında; Marmara Bölgesi, Ege Bölgesi, İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu madenleri daha kolay işletilebilir. Sebebi: yer şekillerinin engebesiz oluşu. Dağlık ve engebeli arazilerdeki madenlerin işletilmesi zordur. İşletme maliyeti çok yüksek olacağından ekonomik olmaz.
4-Pazara yakınlık ve Ulaşım: Sanayi merkezlerine yakınlık ve ulaşım kolaylığı madenlerin üretim maliyetini azaltacağı için; Marmara ve Ege bölgelerindeki madenler daha ekonomik olarak değerlendirilebilir.
ETKİNLİK:3
GRAFİK YORUMLANMASI
1- Grafikteki üç madeninde çıkarılma miktarları istikrarsızdır.
2- 1998 toplam çıkarımın en fazla olduğu yıldır.
3- 2002 toplam çıkarımın en az olduğu yıldır.
4- En çok çıkarılan maden Demirdir.
5- En az çıkarılan maden Kromdur.
6- Genel olarak üç madeninde üretimi gittikçe azalmaktadır.
ETKİNLİK:4


TÜRKİYE MADEN İHRACAT VE İTHALAT TABLOLARININ KARŞILAŞTIRILMASI


1- Taş Kömürü İthalatı: Türkiye Taş Kömürü çıkarımının iç ihtiyacı karşılayamadığını gösterir
2- Bazı madenlerin ithal edilmemesinin sebebi: Kendi üretimimizin ihtiyacımızı karşılayabildiğini, ya da alınmayan madenin Türkiyede kullanım alanının olmadığını gösterir.
3- Linyitin az ihraç edilmesinin sebebi: Kalorisi düşük, kalitesiz olması.
4- Bakırın hem ihraç hem de ithal ürünü olması: ihracatta ham bakır ön planda, ithalatta bakırdan yapılan yarı işlenmiş ürünler yer almaktadır. Bu durum bakırın hem ihracat hem de ithalat ürünü yapmaktadır.


SAYFA 108’DEKİ ETKİNLİK


TÜRKİYE ENERJİ KAYNAKLARI 2005 YILI ÜRETİMİ
VE TÜKETİMİ(TÜİK)
Kitabınızda verilen Türkiye Enerji Üretim ve Tüketim tablolarından faydalanarak aşağıdaki soruları cevaplandırınız.
1-2005 yılı üretim ve tüketime göre en fazla açık: DOĞALGAZ dadır.(Yaklaşık 27 kat)
2-Toplam üretim ve tüketim değerlerine göre açık en fazla 2005 yılıdır.(66 milyon ton açık var)
3-Enerji ihtiyacımızdaki değişim: sürekli artmaktadır. Enerji kullanım alanlarının çoğalması özellikle kentleşme ve sanayileşme, nüfusun sürekli ve hızlı artması enerji ihtiyacını da artırmaktadır.
4-İhraç ettiğimiz enerji türleri: Asfaltit, Linyit
5-1998 den önceki yıllarda Rüzgar enerjisinin istatistiklerde yer almamasının sebebi üretiminin olmamasıdır.
6-İthal ettiğimiz enerji türleri: Taş kömürü, Linyit, Petrol, Doğalgaz

SAYFA 113’DEKİ ETKİNLİK


Tablodaki fabrikalar hangi şehirlere kurulmalı ve nedenleri
FABRİKALAR Kurmak İstediğiniz Yer Hammadde Enerji İş Gücü Ulaşım Teknoloji Pazar
Şeker Fabrikası Kayseri x x x x
Konserve Fabrikası Bursa x x x
Zeytinyağı Fabrikası Balıkesir x 
Ayçiçeği Yağı Fabrikası Tekirdağ x x
Çay Fabrikası Rize x 
Sigara Fabrikası Manisa x x x
Demir-Çelik Fabrikası Sivas x 
Pamuklu Dokuma Fabrikası İzmir x x x x x x
Yünlü Dokuma Fabrikası Van x x 
Halı ve Kilim Fabrikası Gaziantep x x x
İpekli Dokuma Fabrikası Bursa x x x
Otomobil Fabrikası İzmit x x x x
Tersane İstanbul x x x x x

Çimento Fabrikası Nevşehir
Cam Fabrikası Sinop
Seramik Fabrikası Bilecik
Kereste Fabrikası Kastamonu

SAYFA 117’DEKİ ETKİNLİK

Türkiye Haritasında işaretli şehirlerde hangi sanayi kolları gelişmiştir nedenleri.

Şehir Hangi Sanayi Faaliyetleri Neden
İstanbul Makine, gemi, cam, otomotiv, mobilya, gıda, giyim, tekstil, kimya, deri, meşrubat, yedek parça Ulaşım kolaylığı, pazara yakınlık, işgücü varlığı, sermaye varlığı
İzmit Kağıt, kimya, plastik, rafineri, otomotiv, mobilya Ulaşım, Pazar, sermaye 
Bursa Tekstil, otomotiv, gıda, elektronik, lastik, kimya Hammadde, ulaşım, Pazar, işgücü
İzmir Tekstil, giyim, otomotiv, gıda, mobilya, dokuma, toprak ve çimento Hammadde, enerji, ulaşım, Pazar, sermaye
Eskişehir Seramik, makine, yedekparça, şeker, gıda, elektronik Hammadde, ulaşım
Zonguldak Metal, demir-çelik, toprak ve çimento Hammadde, enerji, ulaşım
Karabük Demir-çelik Enerji
Ankara Gıda, şeker, çimento, mobilya, plastik, kimya, tekstil Ulaşım, Pazar, sermaye, işgücü
Konya Gıda, şeker, çimento, giyim, tekstil Hammadde, ulaşım, Pazar,
Kayseri Mobilya, şeker, makine ekipmanı, meşrubat, gıda, giyim, kimya Hammadde, ulaşım, işgücü, Pazar
Mersin Metal, tekstil, giyim, plastik, kimya, gıda Ulaşım, hammadde
Adana Tekstil, giyim, otomotiv, lastik, elektronik Hammadde, ulaşım, Pazar
İskenderun Demir-çelik Ulaşım
Samsun Sigara, metal, şeker, giyim, makine ekipmanı, toprak ve çimento Hammadde, ulaşım, Pazar
Gaziantep Plastik, metal, tekstil, mobilya, Ulaşım, Pazar
Rize Çay, orman ürünleri ve mobilya Hammadde
Erzurum Gıda, çimento, şeker, deri Hammadde 


ETKİNLİK

1-Türkiye’de Sanayinin Geliştiği Yerler 

a. Marmara Bölgesinde: İstanbul, İzmit, Adapazarı, Bursa 
b. Ege Bölgesinde: İzmir, Denizli, Aydın, Manisa 
c. İç Anadolu Bölgesinde: Ankara, Eskişehir, Konya, Kayseri 
d. Akdeniz Bölgesinde: Adana, Mersin, Kahramanmaraş, İskenderun 
e. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde: Gaziantep 
f. Karadeniz Bölgesinde: Samsun, Zonguldak, Karabük 
g. Doğu Anadolu Bölgesinde: Erzurum, Elazığ

Türkiye’de sanayinin geliştiği yerlerde sanayinin gelişme nedenleri:
Nüfusun Kalabalık olması; Pazarlama kolaylığı ve İşgücü temin kolaylığı
Ulaşım Kolaylığı; hammadde ve mamul maddelerin kolaylıkla taşınabileceği her türlü taşıma imkânlarının varlığı.
İklim şartlarının uygunluğu (özellikle kıyı bölgelerdeki yoğunlaşmada iklim şartlarının uygunluğu önemli bir etkendir)

2- Türkiye’de en yaygın sanayi kolu:

Gıda Sanayi 

Sebebi: 
Hammaddesinin her yerde bol miktarda bulunması ve insanların temel besin ürünleri olduğu için gıda ürünlerine talebin fazla olması.
Gıda sanayisinin kuruluş yeri genel olarak hammaddeye bağlıdır. Örneğin; et ve süt ürünleri üretim yerlerinde işlenmeli, uzak mesafelere taşınıp işlenmesi üründe bozumalara sebep olur. 

3- Kıyı ve İç Bölgelerin sanayi durumlarının karşılaştırılması:

Kıyı bölgeler sanayi faaliyetleri bakımından daha zengindir. Kıyı bölgeler sanayi faaliyetleri için daha uygun şartlara sahiptirler. Özellikle ılıman iklim şartları ve ulaşım kolaylığı kıyı bölgelerde sanayinin daha çok gelişmesini sağlamaktadır.

4- Şeker Fabrikalarının her yerde yaygın olmasının sebebi:

Şeker fabrikalarının hammaddesi olan şekerpancarının uzak mesafelere taşınmasının ekonomik olmaması (yükte ağır, pahada hafif hammadde) nedeniyle, şeker fabrikalarının şekerpancarı üretim yerlerinin yakınlarına yapılmasını gerektirmiştir. Bu da her yerde şeker fabrikasının yaygın olarak kurulmasını sağlamıştır. 

5- Orman ürünleri sanayisinin orman olmayan yerlerde de kurulmasının sebebi:

Orman ürünleri hammaddesinin kolay taşındığı için her yerde fabrikası kurulabilir. İç bölgelerde tüketim yerlerine yakınlık nedeniyle kolaylıkla gelişmektedir.

SAYFA 118’DEKİ ETKİNLİK


1-Türkiye’de Sanayinin Geliştiği Yerler 
a. Marmara Bölgesinde: İstanbul, İzmit, Adapazarı, Bursa 
b. Ege Bölgesinde: İzmir, Denizli, Aydın, Manisa 
c. İç Anadolu Bölgesinde: Ankara, Eskişehir, Konya, Kayseri 
d. Akdeniz Bölgesinde: Adana, Mersin, Kahramanmaraş, İskenderun 
e. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde: Gaziantep 
f. Karadeniz Bölgesinde: Samsun, Zonguldak, Karabük 
g. Doğu Anadolu Bölgesinde: Erzurum, Elazığ

Türkiye’de sanayinin geliştiği yerlerde sanayinin gelişme nedenleri:

Nüfusun Kalabalık olması; Pazarlama kolaylığı ve İşgücü temin kolaylığı
Ulaşım Kolaylığı; hammadde ve mamul maddelerin kolaylıkla taşınabileceği her türlü taşıma imkânlarının varlığı.
İklim şartlarının uygunluğu (özellikle kıyı bölgelerdeki yoğunlaşmada iklim şartlarının uygunluğu önemli bir etkendir)

2-Türkiye’de en yaygın sanayi kolu:
Gıda Sanayi 
Sebebi:Hammaddesinin her yerde bol miktarda bulunması ve insanların temel besin ürünleri olduğu için gıda ürünlerine talebin fazla olması.
Gıda sanayisinin kuruluş yeri genel olarak hammaddeye bağlıdır. Örneğin; et ve süt ürünleri üretim yerlerinde işlenmeli, uzak mesafelere taşınıp işlenmesi üründe bozumalara sebep olur. 

3-Kıyı ve İç Bölgelerin sanayi durumlarının karşılaştırılması:

Kıyı bölgeler sanayi faaliyetleri bakımından daha zengindir. Kıyı bölgeler sanayi faaliyetleri için daha uygun şartlara sahiptirler. Özellikle ılıman iklim şartları ve ulaşım kolaylığı kıyı bölgelerde sanayinin daha çok gelişmesini sağlamaktadır.

4- Şeker Fabrikalarının her yerde yaygın olmasının sebebi:

Şeker fabrikalarının hammaddesi olan şekerpancarının uzak mesafelere taşınmasının ekonomik olmaması (yükte ağır, pahada hafif hammadde) nedeniyle, şeker fabrikalarının şekerpancarı üretim yerlerinin yakınlarına yapılmasını gerektirmiştir. Bu da her yerde şeker fabrikasının yaygın olarak kurulmasını sağlamıştır. 

5-Orman ürünleri sanayisinin orman olmayan yerlerde de kurulmasının sebebi:

Orman ürünleri hammaddesinin kolay taşındığı için her yerde fabrikası kurulabilir.İç bölgelerde tüketim yerlerine yakınlık nedeniyle kolaylıkla gelişmektedir.Çabuk bozulma özelliği yoktur taşınmada dayanıklıdır.

SAYFA 120/1’DEKİ ETKİNLİK

1-Doğa olayları ne zaman afete dönüşür?

Doğa olayları can ve mal kaybına yol açtığı noktada doğal afet gurubuna girer. Afetin ilk özelliği doğal olması, ikincisi can ve mal kaybına neden olması bir diğeri çok kısa zamanda meydana gelmesi ve son olarak da başladıktan sonra insanlar tarafından engellenememesidir.

Doğa olaylarının afete dönüşmesinde etkili olan faktörler şunlardır:
1.Ülkemizin jeolojik özellikleri
2.Ülkemizin jeomorfolojik özellikleri
3.Ülkemizin meteorolojik özellikleri
4.Göç alan yerleşmelerin plansız kentleşmesi
5.Tarıma elverişli düzlüklerin yerleşme ve sanayi alanlarına dönüştürülmesi
6.Ekolojik dengenin bozulmasıdır.

2-Sizce yurdumuza en çok zarar veren doğal afetler hangileridir?

Türkiye’deki doğal afetlerin yüzde 61′ini deprem, yüzde 15′ini heyelan, yüzde
14′ünü sel, yüzde 5′ini kaya düşmesi, yüzde 4′ünü yangın, yüzde 1′ini çığ
oluşturuyor.

SAYFA 120/2’DEKİ ETKİNLİK


1.Doğal afetlerden hangisi ya da hangileri yaşadığınız yer veya bölgede meydana 
gelmiştir?

Türkiye’de görülen önemli doğal afetler ve nedenleri kısaca aşağıya çıkartılmıştır.Kendi yörenize uyarlayarak kullanabilirsiniz.

Türkiye’de görülen Doğal Afetler 
eprem, Heyelan, Sel ve Taşkın, Yangın, Çığ

Doğu Anadolu için çığ ,Karadeniz için heyelan ,toprak kayması,Ege ve Akdeniz kıyıları için orman yangınları ön plana çıkar.

2.Yaşadığınız yerin hangi özellikleri bu afetlerin meydana gelmesinde etkili olmuştur?


Aşağıdaki bilgileri kullanarak kendi bölgenizde yaşanan doğal afetlerin sebepleri hakkında yorum yapabilirsiniz.

Doğal Afetlerin Sebepleri:

a)Deprem: Aktif fay hatlarının bulunması. Depremin şiddeti fayın özelliği ve uzunluğuna bağlıdır.

b)Heyelan: Yamaç dengesinin bozulması, yamaçlarda yapılan çalışmalar, bitki örtüsünün tahrip edilmesi.

c)Sel ve Taşkınlar: Akarsu yatak kapasitesi üzerinde yağış olması, alt yapı yetersizliği, arazinin hatalı kullanılması, bitki örtüsünün tahrip edilmesi, 
drenaj sisteminin yetersizliği

d)Yangın: Aşırı sıcaklıklar, şiddetli kuraklık, yıldırım düşmesi, şiddetli rüzgârlar. İnsan kaynaklı olarak ( ihmal, dikkatsizlik, kaza, kasıt)

e)Çığ: Bitki örtüsünün olmaması, kuvvetli eğim, çok kar yağışı, arazi eğim dengesinin bozulması, insan faaliyetleri (ulaşım, dağcılık, turizm vs.)


3.Bu afetlerin yakın çevrenize etkileri nasıl olmuştur?

Afetlerin Etkileri:

Afetlerin etkileri iki ana grupta toplanabilir. Maddi hasar, Manevi hasar.

Manevi hasar olarak; İnsan kaybı, Yaralanmalar, Moral bozukluğu, psikolojik sorunlar, sakatlanmalar vs.

Maddi hasar olarak; Evlerin, yolların, havaalanlarının, limanların, fabrikaların, ormanların, Hayvanların, Tarımsal alanların, Toprakların vb kaybedilmesi.

SAYFA 124’DEKİ ETKİNLİK

1-Nüfusumuzun büyük çoğunluğunun birinci derece deprem bölgesi üzerinde yaşamasının nedenleri ve sonuçları hakkında bilgi veriniz.

Deprem-Nüfuslanma-Topraklar arasındaki ilişki;

İnsanlar için en uygun toprakların % 70 i 1 ve 2. derece deprem sahalarında yer almaktadır. Bu nedenle nüfusumuzun % 70 den fazlası deprem tehlikesinin en yüksek olduğu 1. ve 2. deprem kuşakları üzerinde toplanmasına neden olmuştur.

1. ve 2. derece en şiddetli depremlerin meydana geldiği yerler, verimli topraklar, engebesiz düz araziler, zemin yapısı gevşek dolgu alüviyal arazilerdir. Bu tür araziler ise insanların yaş***** en uygun yerlerdir. Örneğin sanayi tesislerimizin % 90 ı bu tür arazilerde kurulmuştur. Dolayısı ile deprem riski çok yüksek olan bu tür arazilerden fazlaca yararlanma zorunluluğu vardır. Yapılacak tek şey depremle yaşamasını öğrenmek, depreme uygun yapılaşmayı sağlamaktır. Çünkü “deprem öldürmez, binalar öldürür”

Bu bilgilerden sonuçla ülkemiz deprem kuşağı üzerinde yer alan bir ülke özelliği gösterir yerleşmelerde biraz daha yamaç bölgeler tercih edilebilir özellikle deprem kuşakları üzerindeki bölgelerde konut yapımlarında ek önlemler alınarak depreme dayanıklı binalar yapılmalıdır.Aksi sonuçlarını 17 ağustos depreminde ülkemiz fazlasıyla yaşamıştır.

SAYFA 125’DEKİ ETKİNLİK

1-Depremin dağılış özellikleri hakkında fikir yürütünüz.

Türkiye deprem haritası incelendiğinde Türkiye’nin büyük bir bölümünde şiddetli depremlerin olduğu görülmektedir.

Özellikle Kuzey Anadolu Fay Kuşağı, Batı Anadolu Fay Kuşağı, Doğu Anadolu Fay Kuşağı ve yakın çevresinde büyük depremler olmuştur.Dağılış özellikleri ülkemizin üzerinde bulunduğu Alp Himalaya Kıvrım dağ kuşağı üzerinde yer alan dağlar boyunca paralellik gösterir.Karadeniz ve Toros dağları ve bu dağların karşılaşma alanı Doğu Anadolu bölgesi.Genç yapıdaki araziler tam olarak oturmamış özellikle olan yerler depreme açık yerlerdir.Ülkemiz oluşumu ağırlıklı olarak 3 ve 4 jeolojik zamanda gerçekleştiği için genç oluşumlu bir yapı ağırlık kazanır.

2-Harita 2 den faydalanarak deprem bölgelerinin yüzey şekilleri ile ilişkilendiriniz.

Fay hatları dağlar ile çöküntü alanlarının kesiştiği yerlerden geçmektedir. Dolayısı ile dağların uzanışı ile fayların uzanışı paralellik göstermektedir. Türkiye’deki Dağlar ile fay hatları genel olarak doğu-batı uzanışlıdır. 

Türkiye’nin 1.derece aktif fayları Kuzey Anadolu Dağları, Batı Anadolu Dağları ve Güneydoğu Toros dağlarına paralel uzanmaktadır.

3-Ülkemizin her yerinde aynı büyüklükte ve sıklıkta depremler meydana gelmemesinin nedenlerini söyleyiniz.

Her bölgenin jeolojik yapısı aynı değildir.Bazı bölgeler daha oturmuş bazı bölgeler daha genç yapıdadır.Yine fayların türü ve fayların uzunluğu her yerde farklı şiddette deprem üretmektedir.

SAYFA 129’DEKİ ETKİNLİK

1-Kitabınızdaki haritadan ve atlaslarınızdan ,Türkiye Bitki Örtüsü Haritasından faydalanarak ormanların yoğun ,yangınların az olduğu yerleri tespit ediniz.Sebeplerini yazınız.

Ormanların yoğun, yangınların az olduğu yerler:
Türkiye’nin Kuzey kıyıları: Karadeniz bölgesi, özellikle doğu ve batı Karadeniz bölümleri ile Marmara bölgesinde Yıldız dağlarının kuzey yamaçları.Kuzeydoğu Anadolu; Kars ve Ardahan çevresi

Türkiye’de Orman yangınlarının az olduğu yerlerde yangın azlığının sebepleri:
Buralarda yaz kuraklığının olmaması, sıcaklıkların fazla yükselmemesi, ağaçların ve orman altı otlarının sürekli yeşil yanmaya dirençli olması. Havanın genelikle nemli ve yağışlı olması yangınlara karşı dirençli olmasını sağlamaktadır.

Orman yangınları bakımından hassas olan koruma alanları
2-Kitabınızdaki grafikten hareketle 1937’den 2000 yılına kadar meydana gelen yangın adedi ve yangından etkilenen alan arasında nasıl bir değişim görmektesiniz. Bu değişimin sebeplerini belirtiniz.

Orman Yangınları 1937-200 yılları arası dağılış grafiği

1937-2000 Arası orman yangın sayısı ve yanan alan ilişkisi:

1937-2000 yılları arasındaki orman yangınları sayısı ile yangın alanları arasında istikrarsız bir ilişki vardır. Yani bazı yıllar az yangınlarda daha fazla alan kaplayan orman yanmıştır.Eski dönemlerde günümüzdeki söndürme teknolojisine sahip değildik şu an için yangın sayısı artmış olsa bile mevcut teknoloji sonrası söndürme işlemlerindeki başarı yanan orman alanlarını azaltmıştır.
Günümüze doğru orman yangınları sayısı genel olarak artmakta iken, yanan orman alanı ise azalmaktadır.

Nedeni: Orman yangınlarını önlemeye yönelik tedbirlerin etkili olmasıdır.

Yangınlarla mücadelede teknolojik imkanlar ön plana çıkmış buda yangın söndürmede başarılı sonuçlar ortaya çıkarmıştır, yangın oluşumunu önlemede başarısızlık vardır.
Yangınlara karşı en iyi mücadele yangının oluşumunu önlemektir. Bu nedenle bütün insanlarımız yangıların olmaması için gerekli bilince ve davranışa sahip olmalıdır.

SAYFA 130’DEKİ ETKİNLİK


1-Çığ afetinin yaşandığı şehirlerin dağılışları ve coğrafi özellikleri arasında nasıl bir ilişki vardır?

Çığ felaketi olan yerlerin coğrafi özellikleri:

Çığ felaketi özellikle yer şekillerinin dağlık ve engebeli olduğu, çok eğimli yüzeylerin fazla olduğu yerler ile kar yağışının çok olduğu yüksek yerlerde meydana gelmektedir. 

Genel olarak buralarda bitki örtüsü fakirdir. 

Bu özellikler; en etkili çığ felaketi olan Tunceli, Bingöl, Bitlis gibi Doğu Anadolu Bölgesinin doğu kesimlerinde etkili olmasına sebep olmaktadır.

2-Çığ felaketinin yerleşim alanlarına büyük zarar vermesinde etkili olan faktörler nelerdir.

Çığ Felaketinin Yerleşmelere zarar vermesinin sebepleri:

1. Yerleşmelerin dik yamaçların eteklerinde kurulması, 
2. Eğimli yüzeylerde yol açılması
3. Yamaçlardaki bitki örtüsünün tahrip edilmesi
4. Yerleşmeleri çığ felaketine karşı koruyacak tedbirlerin alınm

 




Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece dersturkce.com'a aittir. Sitemizde yer alan dosya ve içeriklerin telif hakları dosya ve içerik gönderenlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Telif hakkına sahip olan dosyaları lütfen iletişim bölümünden bize bildiriniz. Dosya 72 saat içerisinde siteden kaldırılır.Telif Hakkı Hakkında|Editör, ziyaretçi ya da üyelerimiz tarafından eklenen hiç bir içerikten dersturkce.com sorumlu değildir.İLETİŞİM:dersturkcem@gmail.com
Sitemiz hiçbir şekilde kar amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.