N-P ARASI EDEBİYAT SÖZLÜĞÜ



Ekleyen: DersTurkce.CoM | Okunma Sayısı: 1013

EDEBİYAT SÖZLÜĞÜ

 

NAKARAT 
Şiirlerde bendlerin sonunda tekrarlanan mısra veya mısralar. Bu bölüm, anlam bakımından her bendi şiirin ana duygusuna bağlar. Şiirin, nakarat bölümlerinde ifade olunan duygu ve düşünce etrafında gelişmesini sağlar. Nakarat, halk şiirinde bağlama veya kavuştak diye bilinir. Sözlü musiki eserlerinde aynı söz ve ezgi ile tekrar edilen bölüm de nakarattır.
 

NÂME
 
Mektup, kitap, risâle, ferman gibi anlamlar taşıyan Farsça bir kelime. Eskiden kitap türü olarak çok kullanılmıştır. Kıyafetnâme, kâbnâme, Hamzanâme gibi. Resmi nitelikteki kağıt ve mektuplar da nâme diye bilinirdi.
 

NÂT
 
Hazreti Muhammed’i övmek için yazılan şiirler.
 

NAZIM
 
Dizelerden oluşan vezinli ve kafiyeli anlatım şekli. Kelime, "dizmek, ipliğe inci dizmek" anlamlarını taşır. Nazımda sadece anlam değil, seslerin musikisi de önemlidir. Akılda kolay kaldığı için ezberlenmesi istenen bilgilerin çoğu bu yolla ifade edilir. En küçük birim dizedir (mısra). Ayrıca beyit, kıta, bend gibi nazım birimleri de vardır. Şiirler de nazım şeklinde yazılır, ancak her nazım, şiir değildir.
 

NAZİRE
 
Bir şairin şiirine başka bir şair tarafından aynı şekil, vezin, kafiye ve redifle yazılan şiir. Divan edebiyatı nazım türüdür. Kelime Arapça "eş, değer" anlamlarındaki nazir’den gelir. Nazire yazma, tanzir, tanzir etme diye anılır. Nazire geleneği Türk edebiyatına İran edebiyatından geçmiştir. İranlı şairler nazireye cevâb adını verirler. Alay ve şaka yollu yazılmış nazirelere tezhil veya hezl denir. Örnek:
 

Fuzûlî’nin gazeli
 
Hayret ey büt sûretin gördükte lâl eyler meni
 
Sûret-i hâlim gören sûret hayâl eyler meni
 

Mihr salmazsın mana rahm eylemezsin munca kim
 
Sâye tek sevdâ-yı zülfün pây-mâl eyler meni
 

Za’fı tâli mân-i tevfik olur her nice kim
 
İltifâtın ârzû-mend-i visâl eyler meni
 

Men gedâ şahâ yâr olmak yok ammâ neyleyem
 
Ârzû ser-geşte-i fikr-i muhâl eyler meni
 

Tir-i gamzen atma kim bağrım deler kanım döker
 
Akd-i zülfün açma kim âşüfte-hâl eyler meni
 

Dehr vakf etmiş meni nev-res civanlar aşkına
 
Her yeten meh-veş esîr-i hatt u hâl eyler meni
 

Ey Fuzûlî kılmazsam terk-i tarîk-i aşk kim
 
Bu fazilet dâhil-i ehl-i kemâl eyler meni
 

Fuzûlî
 

Nedim’in Fuzuli’nin bu gazeline yazdığı nazire:
 

Bûs-ı la’lin şöyle sîr-âb-ı zulâl eyler beni
 
Kim gören âb-ı hâyât içmiş hayâl eyler beni
 

Şâire söz bulmağa minnet yok amma neyleyim
 
Âh kim hâyret seni gördükçe lâl eyler beni
 

Sevdiğim câm-ı meye hâcet nedir la’l-i lebin
 
Bir şeker handeyle mest-i bî mecât eyler beni
 

Bağda zülf ü ruhun andıkça bu kimdür deyü
 
Sünbül ü gül birbirinden sûal eyler beni
 

Nükhet-î zülfünle geldikçe nesîm-i nev-bâhar
 
Turra-i sünbül-sıfat âşüfte-hâl eyler beni
 

Nâ-tüvânım şöyle çeşmin hasetinden kim gehî
 
Sâye-i müjgân-ı âhü pây-mâl eyler beni
 

Gerdişin gördükçe sâkî-mülâyım meşrebin
 
Arzû ser-geşte-i fikr-i muhâl eyler beni
 

Hasret-i çeşminle ben hâk-i siyâh olsam dahi
 
Baht âhir sürme-i çeşm-i gazâl eyler beni
 

Güldürür ya ağlatır ya lütf eder yâhud itâb
 
Hâsılı neylerse ol ruhsâr-ı âl eyler beni
 

Arz-ı hâlim çok efendim hak-i pây devlete
 
Lütfun ammâ bî-niyâz-ı arz-ı hâl eyler beni
 

Ben kulun lâyık değildir aslına ammâ yine
 
İltifâtın ârzü mend-i visâl eyler beni
 

Gûyyâ bilmez efendim bende-i dîrinesin
 
Kim Nedîmâ bu mudur deyü suâl eyler beni
 

Nedîm
 

NESİR
 
Duygu, düşünce ve hayallerin dilgilgisi kurallarına uygun cümleler içinde anlatılması şeklindeki edebi eser. Edebiyatın iki anlatım yolundan biridir. Diğeri nazımdır. Nesirde aklın kontrolü altında duygu, düşünce ve hayallere yer verilir. Nazımdan daha geç doğmuştur. Düşüncelerin fadesi için nazımdan çok daha zengin imkanlara sahiptir. Hikaye, roman, tiyatro, masal, hatırat, makale, sohbet, deneme, gezi yazısı, biyografi gibi edebiyat türlerinde hep nesir kullanılır. Nesrin en küçük birimi tek başına bir anlam ifade eden cümledir. Nesir, kullanılan üslûba göre sade nesir, orta nesir ve süslü nesir olmak üzere çeşitlere ayrılır.
 

NİDA
 
Divan edebiyatımızda bir sanat türü. Şairin korku, sevinç, şaşkınlık, acı, ızdırap, öfke gibi pekiştirilmiş, duygu ve düşüncelerini okuyucuya hissettirebilecek şekilde işlemesi. Çokluk "ey!, hey!, vay!" gibi ünlemlerle seslenilir. Tekrîr ve teşhis sanatlarıyla birlikte kullanılır. Örnek:
 

Ey mi’delerin zehr-i tekazası önünde
 
Her zilleti bel’eyleyen efvâf kadide;
 
Ey fazl-ı tabiatle en âmâde ve mün’im
 
Bir fıtrata makrûn iken aç, âtıl ve âkim
 
Her ni’meti, her fazlı, hep esbâb-ı rehâyı
 
Gökten dilenen züll-ı tevekkül ki...
 

Mürâyî
 

 

OTOBİYOGRAFİ 
Bir kimsenin kendi hayatını yazdığı eser. Biçim ve içeriğiyle bir edebi değer taşımalıdır.

OTOGRAF
 
Yazarın kendi el yazısı. Eskiden hatt-ı dest (el yazısı) deyimi kullanılırdı.
 

OTTOVA RİMA
 
Sekiz mısralı bir nazım şekli. Önce İtalyan edebiyatında kullanılmış, sonra Fransız edebiyatında, buradan da Türk edebiyatına geçmiştir. Batı edebiyatında kafiye şeması, abababcc’dir. Bu şema bizde değişikliğe uğrayarak ababcccb şeklini almıştır. Aabbccdc şekli de görülür. Bu nazım şekli lirik tür için elverişlidir. Ottova Rima’yı edebiyatımızda daha çok Abdülhak Hamid kullanmıştır. Örnek:
 
(MAKBER’den)
 
Bu makberdir o bâba makdem,
 
Bilmem ne duyar girince, adem?
 
Sûzişlerimin budur esâsı
 
Hep şüphelerin bu en fenâsı
 
Benlik acebâ kalır mı ol dem?
 
Sönmüş erimekte o nûr-i dîdem.
 
Ben gözler idim bu hâli ey yâr
 
Senden daha çok zaman akdem...
 
Abdülhak Hâmid
 

OZAN
 
Kopuzla türkü söyleyen en eski Türk şairleri. Osmanlı döneminde halkı şairleri için kullanılırdı. Âşık sözünün karşılığı olduğu gibi meddah anlamını da taşıyordu. Ozanların toplumda önemli yerleri vardı. Beylerin huzurunda, dini törenlerde, elindeki kopuzunu çalarak kahramanlık destanları okurlar, halk arasında kıssa söylerlerdi. Memluk ordusunun mızıka takımında ozan denilen çalgıcılar olduğu tarihi kaynaklarda yazar. Selçuklular’da da benzer durum görülür.
 

ÖNSÖZ
 
Eserin niçin ve ne amaçla yazıldığını belirtmek için kitabın başına eklenen yazı. Bu bölümde yazar ya kitabın özetini verir veya hangi nedenle yazdığını açıklar. Eskiden, "sebeb-i telif-i kitab" (Kitabın yazılışının sebebi) sözü kullanılırdı. Tanzimat’tan sonra edebiyatçılar, mukaddeme başlığı altında yazdıkları önsözlerde edebiyat anlayışlarını belirleyici açıklamalar yaptı. Namık Kemal’in Celaleddin Harzemşah, Recaizade Mahmud Ekrem’in Zemzeme, Abdülhak Hamid Tarhan’ın Makber mukaddemeleri bunlardandır.
 
 


PARAGRAF
 
Bir fikrin işlendiği yazı bölümü. Bir veya birkaç cümleden meydana gelebilir. Satırbaşı yapılmış her bölüm bir paragraftır.
 

PASTORAL
 
Çoban ve kır hayatını, köylerdeki yaşayış şeklini anlatan şiir. Grekler’in bukolik dedikleri bu türü Edebiyat-ı Cedide’ciler eş’ar-ırâiyâne (Çoban şiirleri) diye adlandırmışlardır. Pastoral şiir, süsten, kelime oyunlarından, yapmacılıktan uzak sade bir dille yazılır. Eski Yunan edebiyatında Theokrites ile Latin edebiyatında Vergillius, pastoral şiirin ilk ve en güzel örneklerini verdi.
 

PELTEKNÂME
 
Kekeleme şiiri.
 Lisan-i pepeği adı da verilir. Halk edebiyatı nazım şeklidir. Âşık, kelimelerin ilk hecelerini, bazen de kelimelerin çoğunluğunu kekeleyerek söyler. Bu tekrarlar ölçüye dahildir. Örnek: 
Bu bu bugün gö gö gördüm yü yü yüzün dilberâ
 
Ba ba baktım gö gö gönlüm oluptur ziyaâ
 
Di di dilim pe pe peltek sö sö söyler zebanımı
 
Ne ne ne derse de de desin dimesin tek sana
 
Abdi İmam
 

PLOT
 
Roman, hikaye, tiyatro gibi eserlerde, baştan sona devam eden hareketlerin yapısı. Bir bakıma eserin planıdır. Kahramanların ve olayların meydana getirdiği devamlılığı ifade eder. İkinci, üçüncü derecedeki kişi ve olaylar, görünüp kaybolan bir başka zaman, mekan ve olayla ortaya çıkan kişiler, duygusal davranışlar plotu tamamlar ve zenginleştirir. Plot, yapısına göre çeşitlere ayrılır. Bazı plotlar trajik olayları, bazıları komedi, masal ve hiciv gibi konuları göstermek için kurulur. Eser, bu plota göre kimlik kazanır.
 

POETİKA
 
Şiir üzerine düşüncelerin ve teorilerin bütünü. Bu kelime eskiden Fransızca’da yalnız şiirin değil, güzel sanatların teorisini güzelliğin feslefesini, bir bakıma estetiği ifade ederken, bugün şiir sanatı anlamına gelen bir terim olmuştur. Batı dillerinde poetika konusuna giren birçok eser var. Türkçe’de ise, bazı şiirlerin ve grupların bildiri niteliğindeki, genellikle savunmaya dayalı birkaç önsözü görülür. Necip Fazıl Kısakürek’in de bir Poetika’sı var.
 

PROZODİ
 
Kelimelerin taşıdıkları seslerin değerlerine ve hecelerin taşıması gereken seslere göre söylenmesi. Tonlamaya, hecelerin vuruşuna kelimelerin uzunluk ve kısalıklarına dikkat edilerek söylenir.
 




Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece dersturkce.com'a aittir. Sitemizde yer alan dosya ve içeriklerin telif hakları dosya ve içerik gönderenlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Telif hakkına sahip olan dosyaları lütfen iletişim bölümünden bize bildiriniz. Dosya 72 saat içerisinde siteden kaldırılır.Telif Hakkı Hakkında|Editör, ziyaretçi ya da üyelerimiz tarafından eklenen hiç bir içerikten dersturkce.com sorumlu değildir.İLETİŞİM:dersturkcem@gmail.com
Sitemiz hiçbir şekilde kar amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.